كَانَ السَّلَفُ الصَّالِحُ مِثَالاً يُحْتَذَى بِهِ فِي الْأَخْلَاقِ.
Salih selef, ahlakta örnek alınacak bir örnekti.
كَانَ السَّلَفُ الصَّالِحُ مِثَالاً يُحْتَذَى بِهِ فِي الْأَخْلَاقِ.
Salih selef, ahlakta örnek alınacak bir örnekti.
شَغَلَ أَسْلَافُ عَائِلَتِنَا مَنَاصِبَ مُهِمَّةً خِلَالَ فَتْرَةِ الْإِمْبِرَاطُورِيَّةِ الْعُثْمَانِيَّةِ.
Ailemizin ataları, Osmanlı İmparatorluğu döneminde önemli görevlerde bulunmuşlardır.
هَذِهِ الْأَرْضُ رُوِيَتْ بِدِمَاءِ أَسْلَافِنَا.
Bu topraklar, bizim cetlerimizin kanıyla sulanmıştır.
Ayrıca: önceki
eslaf
كَمَا سَلَفَ ذِكْرُهُ.
Daha önce anıldığı gibi.
أَرَادَ وَالِدِي أَنْ يُسَلِّفَنِي الْمَالَ لِشِرَاءِ سَيَّارَةٍ جَدِيدَةٍ.
Babam bana yeni bir araba almak için para borç vermek istedi.
ikraz etmek