سَلَّمَ الطَّالِبُ التَّقْرِيرَ إِلَى الْمُعَلِّمِ بَعْدَ الِانْتِهَاءِ مِنَ الْبَحْثِ.
Öğrenci araştırmayı bitirdikten sonra raporu öğretmene teslim etti.
سَلَّمَ الطَّالِبُ التَّقْرِيرَ إِلَى الْمُعَلِّمِ بَعْدَ الِانْتِهَاءِ مِنَ الْبَحْثِ.
Öğrenci araştırmayı bitirdikten sonra raporu öğretmene teslim etti.
selam vermek, kabullenmek, tevdi etmek
تَسْعَى الْأُمَمُ الْمُتَّحِدَةُ إِلَى تَحْقِيقِ السِّلْمِ وَالْأَمْنِ فِي جَمِيعِ أَنْحَاءِ الْعَالَمِ.
Birleşmiş Milletler, tüm dünyada barış ve güvenliği sağlamaya çalışmaktadır.
صَعِدْتُ السُّلَّمَ إِلَى الطَّابِقِ الثَّانِي.
Merdivenden ikinci kata çıktım.
basamak, skala
سَلِمَ الرَّجُلُ مِنَ الْحَادِثِ.
Adam kazadan sağ salim kurtuldu.