يَجِبُ عَلَى الْجَمِيعِ أَنْ يَبْذُلُوا جُهُودًا مِنْ أَجْلِ السَّلَامِ الْعَالَمِيِّ.
Dünya barışı için herkesin çaba göstermesi gerekiyor.
يَجِبُ عَلَى الْجَمِيعِ أَنْ يَبْذُلُوا جُهُودًا مِنْ أَجْلِ السَّلَامِ الْعَالَمِيِّ.
Dünya barışı için herkesin çaba göstermesi gerekiyor.
تَمَّ تَوْقِيعُ مُعَاهَدَةِ صُلْحٍ بَيْنَ الْبَلَدَيْنِ بَعْدَ حَرْبٍ طَوِيلَةٍ.
İki ülke arasında uzun süren savaş sonunda barış antlaşması imzalandı.
تَسْعَى الْأُمَمُ الْمُتَّحِدَةُ إِلَى تَحْقِيقِ السَّلَامِ بَيْنَ الدُّوَلِ الْمُتَنَازِعَةِ فِي الْمِنْطَقَةِ
Birleşmiş Milletler, bölgedeki ihtilaflı ülkeler arasında barışı sağlamaya çalışıyor.