هُوَ فِي سِنِّ الْخَامِسَةِ وَالْعِشْرِينَ.
O, yirmi beş yaşındadır.
هُوَ فِي سِنِّ الْخَامِسَةِ وَالْعِشْرِينَ.
O, yirmi beş yaşındadır.
يَجِبُ تَنْظِيفُ الْأَسْنَانِ بِالْفُرْشَاةِ وَالْمَعْجُونِ بَعْدَ كُلِّ وَجْبَةٍ.
Her yemekten sonra dişler fırça ve macun ile temizlenmelidir.
سَنَّ الْبَرْلَمَانُ قَانُونًا جَدِيدًا لِلْمُرُورِ.
Meclis trafik için yeni bir yasa çıkardı.
يَسُنُّ أَبِي السِّكِّينَ كُلَّ أُسْبُوعٍ فِي الْمَطْبَخِ حَتَّى تَقْطَعَ اللَّحْمَ بِسُهُولَةٍ.
Babam et kolayca kesilsin diye her hafta mutfakta bıçağı biler.
bilemek, masatlamak
عَمَلِيَّةُ سَنِّ السِّكِّينِ هِيَ عَمَلٌ يَتَطَلَّبُ مَهَارَةً.
Bıçağın bileme işlemi ustalık gerektiren bir iştir.
yasa koyma, bileyiş