لَا يُسَوِّغُ الْقَانُونُ التَّدَخُّلَ فِي الشُّؤُونِ الشَّخْصِيَّةِ لِلْأَفْرَادِ إِلَّا فِي حَالَاتٍ مُحَدَّدَةٍ.
Kanun, bireylerin kişisel işlerine yalnızca belirli durumlarda müdahaleye izin verir.
لَا يُسَوِّغُ الْقَانُونُ التَّدَخُّلَ فِي الشُّؤُونِ الشَّخْصِيَّةِ لِلْأَفْرَادِ إِلَّا فِي حَالَاتٍ مُحَدَّدَةٍ.
Kanun, bireylerin kişisel işlerine yalnızca belirli durumlarda müdahaleye izin verir.
لَا يُمْكِنُ أَنْ يُسَوِّغَ الْعُنْفُ أَيَّ فِعْلٍ مَهْمَا كَانَتِ الْأَسْبَابُ.
Şiddet, nedenleri ne olursa olsun hiçbir eylemi haklı çıkaramaz.
لَا تُسَوِّغُ الظُّرُوفُ الصَّعْبَةُ التَّخَلِّيَ عَنِ الْمَبَادِئِ الْأَخْلَاقِيَّةِ.
Zor koşullar, ahlaki ilkelerden vazgeçmeyi caiz kılmaz.
gerekçelendirmek, meşrulaştırmak