هٰذِهِ الجَزِيرَةُ شِبْهُ مَهْجُورَةٍ.
Bu ada yarı terk edilmiş durumda.
هٰذِهِ الجَزِيرَةُ شِبْهُ مَهْجُورَةٍ.
Bu ada yarı terk edilmiş durumda.
هُنَاكَ شَبَهٌ كَبِيرٌ بَيْنَ تَصَرُّفَاتِهِ وَتَصَرُّفَاتِ وَالِدِهِ.
Davranışları ile babasının davranışları arasında büyük bir benzerlik var.
benzeyiş, andırış
شَبَّهَ الشَّاعِرُ حَبِيبَتَهُ بِالْقَمَرِ فِي جَمَالِهَا.
Şair, sevgilisini güzellikte aya benzetti.
teşbih etmek, örneksemek, kıyaslamak