وَجَدْتُ شَذْرَةً مِنَ الزُّجَاجِ المَكْسُورِ عَلَى الأَرْضِ بَعْدَ الحَادِثِ.
Kazadan sonra yerde kırık cam parçası buldum.
وَجَدْتُ شَذْرَةً مِنَ الزُّجَاجِ المَكْسُورِ عَلَى الأَرْضِ بَعْدَ الحَادِثِ.
Kazadan sonra yerde kırık cam parçası buldum.
تَحْتَوِي هَذِهِ العَيِّنَةُ عَلَى شَذْرَةٍ صَغِيرَةٍ مِنَ الذَّهَبِ الخَالِصِ.
Bu numune, küçük bir saf altın zerresi içeriyor.
لَمْ يَتْرُكِ اللِّصُّ أَيَّ شَذْرَةٍ تَدُلُّ عَلَيْهِ فِي مَسْرَحِ الجَرِيمَةِ.
Hırsız, olay yerinde kendisine işaret edecek hiçbir kırıntı bırakmadı.