قَدَّمَ الْمُعَلِّمُ شَرْحًا وَافِيًا لِلدَّرْسِ الْجَدِيدِ حَتَّى يَفْهَمَهُ جَمِيعُ الطُّلَّابِ بِسُهُولَةٍ.
Öğretmen, tüm öğrencilerin kolayca anlaması için yeni dersin kapsamlı bir açıklamasını yaptı.
قَدَّمَ الْمُعَلِّمُ شَرْحًا وَافِيًا لِلدَّرْسِ الْجَدِيدِ حَتَّى يَفْهَمَهُ جَمِيعُ الطُّلَّابِ بِسُهُولَةٍ.
Öğretmen, tüm öğrencilerin kolayca anlaması için yeni dersin kapsamlı bir açıklamasını yaptı.
قَرَأَ الطَّالِبُ شَرْحَ القَصِيدَةِ فِي الكِتَابِ.
Öğrenci kitaptaki şiirin şerhini okudu.
tarif, anlatım, anlatma, izah, tefsir, açıklayış, açımlama, açımlanma, ekspozisyon, tafsil, tavzih, tefhim, açımlanış, açımlayış
شَرَحَ الْمُعَلِّمُ الدَّرْسَ بِوُضُوحٍ حَتَّى يَفْهَمَهُ جَمِيعُ الطُّلَّابِ.
Öğretmen, tüm öğrencilerin anlaması için dersi açıkça açıkladı.
شَرَحَ الْمُهَنْدِسُ آلِيَّةَ عَمَلِ الْجِهَازِ الْجَدِيدِ بِالتَّفْصِيلِ.
Mühendis, yeni cihazın çalışma mekanizmasını ayrıntılı olarak izah etti.
فِي الْمَسَاءِ شَرَحَ أَبِي لَنَا كَيْفَ عَاشَ فِي الْقَرْيَةِ عِنْدَمَا كَانَ طِفْلًا.
Akşam babam, çocukken köyde nasıl yaşadığını bize anlattı.
laf anlatmak, tefsir etmek, tavzih etmek, tefhim etmek, ifham etmek, açımlamak
شَرَّحَ الطَّبِيبُ الْجُثَّةَ لِمَعْرِفَةِ سَبَبِ الْوَفَاةِ.
Doktor, ölüm nedenini belirlemek için cesedi teşrih etti.
kesip açmak, neşterlemek