الشَّعْبُ يُطَالِبُ بِالْحُرِّيَّةِ وَالْعَدَالَةِ الِاجْتِمَاعِيَّةِ فِي كُلِّ مَكَانٍ
Halk her yerde özgürlük ve sosyal adalet talep ediyor.
الشَّعْبُ يُطَالِبُ بِالْحُرِّيَّةِ وَالْعَدَالَةِ الِاجْتِمَاعِيَّةِ فِي كُلِّ مَكَانٍ
Halk her yerde özgürlük ve sosyal adalet talep ediyor.
يَعْتَزُّ كُلُّ شَعْبٍ بِتَارِيخِهِ وَثَقَافَتِهِ وَتَقَالِيدِهِ الْعَرِيقَةِ
Her ulus, köklü tarihi, kültürü ve gelenekleriyle gurur duyar.
millet, toplum
شَعَّبَ الْكَاتِبُ أَفْكَارَهُ فِي عِدَّةِ اتِّجَاهَاتٍ مُخْتَلِفَةٍ.
Yazar, fikirlerini birçok farklı yöne dallandırdı.
قَرَّرَتِ الشَّرِكَةُ أَنْ تُشَعِّبَ أَعْمَالَهَا إِلَى مَنَاطِقَ جَدِيدَةٍ.
Şirket, işlerini yeni bölgelerde şubelere ayırmaya karar verdi.