بَدَأَ الْقَمَرُ يَشِفُّ مِنْ بَيْنِ الْغُيُومِ الْكَثِيفَةِ فِي السَّمَاءِ.
Ay, gökyüzündeki yoğun bulutların arasından görünmeye başladı.
بَدَأَ الْقَمَرُ يَشِفُّ مِنْ بَيْنِ الْغُيُومِ الْكَثِيفَةِ فِي السَّمَاءِ.
Ay, gökyüzündeki yoğun bulutların arasından görünmeye başladı.
شَفَّ الزُّجَاجُ بَعْدَ تَنْظِيفِهِ جَيِّدًا، مِمَّا سَمَحَ بِرُؤْيَةٍ وَاضِحَةٍ مِنْ خِلَالِهِ.
Cam iyice temizlendikten sonra şeffaf oldu, bu da içinden net bir görüş sağladı.
شَفَّتِ الْحَقِيقَةُ تَدْرِيجِيًّا مَعَ مُرُورِ الْوَقْتِ وَكَشْفِ الْأَدِلَّةِ.
Gerçek, zamanla ve kanıtların ortaya çıkmasıyla yavaş yavaş belirdi.