أَنَا لَا أُصَدِّقُ هَذَا الْخَبَرَ، وَعِنْدِي شَكٌّ كَبِيرٌ فِي كَلَامِ هَذَا الرَّجُلِ.
Bu haberi doğru bulmuyorum, bu adamın sözlerinden büyük bir şüphem var.
أَنَا لَا أُصَدِّقُ هَذَا الْخَبَرَ، وَعِنْدِي شَكٌّ كَبِيرٌ فِي كَلَامِ هَذَا الرَّجُلِ.
Bu haberi doğru bulmuyorum, bu adamın sözlerinden büyük bir şüphem var.
أَثَارَ تَصَرُّفُهُ الشُّكُوكَ حَوْلَ نَوَايَاهُ الْحَقِيقِيَّةِ تِجَاهَنَا
Davranışı, bize karşı gerçek niyetleri hakkında kuşku uyandırdı
لَا شَكَّ أَنَّهُ صَادِقٌ.
Onun dürüst olduğundan hiç şüphe yok.
tereddüt, kuruntu, inanmazlık, huylanma, işkil, itimatsızlık, kuruntuculuk, müvesvislik, vesvesecilik, vesvese, ikirciklilik, kuşkululuk, ikircik, ikirciklenme, ikirciklik, ikircimlik, şüphelilik
شَكَّ الْأَبُ فِي سُلُوكِ ابْنِهِ الْمُتَغَيِّرِ وَقَرَّرَ التَّحَدُّثَ مَعَهُ بِصَرَاحَةٍ.
Baba, oğlunun değişen davranışlarından kuşkulandı ve onunla açıkça konuşmaya karar verdi.
tereddüt etmek, kıllanmak, huylanmak, işkillenmek, ikirciklenmek