شَكَرْتُ صَدِيقِي عَلَى مُسَاعَدَتِهِ الْكَبِيرَةِ لِي فِي إِنْجَازِ الْمَشْرُوعِ فِي الْوَقْتِ الْمُحَدَّدِ.
Projeyi zamanında tamamlamamda bana büyük yardımı dokunduğu için arkadaşıma teşekkür ettim.
شَكَرْتُ صَدِيقِي عَلَى مُسَاعَدَتِهِ الْكَبِيرَةِ لِي فِي إِنْجَازِ الْمَشْرُوعِ فِي الْوَقْتِ الْمُحَدَّدِ.
Projeyi zamanında tamamlamamda bana büyük yardımı dokunduğu için arkadaşıma teşekkür ettim.
شَكَرْتُ اللهَ عَلَى نِعْمَةِ الصِّحَّةِ.
Sağlık nimeti için Allah'a şükrettim.
minnet duymak, şükrünü bilmek, şükreylemek
قَدَّمَ الطِّفْلُ الشُّكْرَ لِجَارَتِنَا لِأَنَّهَا أَعْطَتْهُ قِطْعَةً مِنَ الْحَلْوَى.
Çocuk, ona bir parça tatlı verdiği için komşumuza teşekkür etti.
شُكْرُ اللَّهِ عِبَادَةٌ يَجِبُ عَلَى كُلِّ مُسْلِمٍ أَنْ يُؤَدِّيَهَا.
Allah'a şükür, her müslümanın yapması gereken bir ibadettir.
minnettarlık, şükretme, şükreyleme, hamdediş, hamdetme, şükrediş, müteşekkirlik