كَانَ الحَفْلُ صَاخِبًا جِدًّا لِدَرَجَةِ أَنَّنِي لَمْ أَسْتَطِعْ سَمَاعَ نَفْسِي.
Parti o kadar gürültülüydü ki kendimi duyamadım.
كَانَ الحَفْلُ صَاخِبًا جِدًّا لِدَرَجَةِ أَنَّنِي لَمْ أَسْتَطِعْ سَمَاعَ نَفْسِي.
Parti o kadar gürültülüydü ki kendimi duyamadım.
لَا أُحِبُّ الْأَمَاكِنَ الصَّاخِبَةَ لِأَنَّهَا تُسَبِّبُ لِيَ الصُّدَاعَ.
Gürültücü yerleri sevmiyorum çünkü baş ağrısına neden oluyorlar.
olaylı, cıvıl cıvıl, carcar, cıvıltılı, cümbüşlü, farfaracı, hadiseli, gürlek, çağıltılı, çalgılı çağanaklı, yaygaracı, kavaracı, mahşerî, patırtılı, şamatacı, şamatalı, şakırtılı, tangırtılı, tantanalı, velveleci, şangırtılı şungurtulu, curcunalı, bağırgan, gümbürtülü, kargaşalı, dağdağalı, vıcır vıcır