كَانَ الْمَاءُ فِي النَّهْرِ صَافِيًا جِدًّا.
Nehirdeki su çok berraktı.
كَانَ الْمَاءُ فِي النَّهْرِ صَافِيًا جِدًّا.
Nehirdeki su çok berraktı.
أُرِيدُ أَنْ أَعِيشَ حَيَاةً صَافِيَةً بَعِيدَةً عَنِ الْمَشَاكِلِ.
Sorunlardan uzak, saf bir hayat yaşamak istiyorum.
الرِّبْحُ الصَّافِي لِلشَّرِكَةِ هَذَا الْعَامَ مُرْتَفِعٌ جِدًّا.
Şirketin bu yılki net karı çok yüksek.
صَافَى الرَّجُلُ صَدِيقَهُ بَعْدَ الْخِلَافِ.
Adam anlaşmazlıktan sonra arkadaşıyla barıştı.