رَأَيْتُ صَبِيًّا يَلْعَبُ بِالْكُرَةِ فِي الْحَدِيقَةِ.
Parkta topla oynayan bir erkek çocuk gördüm.
رَأَيْتُ صَبِيًّا يَلْعَبُ بِالْكُرَةِ فِي الْحَدِيقَةِ.
Parkta topla oynayan bir erkek çocuk gördüm.
كَانَ الصَّبِيُّ الصَّغِيرُ يُسَاعِدُ وَالِدَهُ فِي الْعَمَلِ.
Küçük oğlan babasına işte yardım ediyordu.
uşak, velet