oğlan

وَلَد — أَوْلَاد

كَانَ جَمِيعُ الأَطْفَالِ فِي الحَيِّ مَدْعُوِّينَ إِلَى حَفْلِ عِيدِ مِيلَادِ الوَلَدِ الصَّغِيرِ وَاسْتَمْتَعُوا كَثِيرًا.

Mahalledeki bütün çocuklar, küçük oğlanın doğum günü partisine davetliydi ve çok eğlendiler.

عَادَ الْفَتَى إِلَى الْمَنْزِلِ مُبَاشَرَةً بَعْدَ الْمَدْرَسَةِ وَبَدَأَ فِي أَدَاءِ وَاجِبَاتِهِ الْمَدْرَسِيَّةِ.

Oğlan, okuldan sonra hemen eve geldi ve ödevlerini yapmaya başladı.

صَبِيّ — صِبْيَان

رَمَى الصَّبِيُّ الَّذِي كَانَ يَلْعَبُ فِي الْحَدِيقَةِ الْكُرَةَ بَعِيدًا جِدًّا، وَوَجَدَتْ وَالِدَتُهُ صُعُوبَةً فِي اللِّحَاقِ بِهِ.

Parkta oynayan oğlan, topu çok uzağa attı ve annesi ona yetişmekte zorlandı.

İlişkili Kelimeler