وَضَعَتِ الْأُمُّ الْحَسَاءَ السَّاخِنَ فِي صَحْفَةٍ عَمِيقَةٍ لِيَتَمَكَّنَ الْأَطْفَالُ مِنْ تَنَاوُلِهِ بِسُهُولَةٍ.
Anne, çocukların kolayca yiyebilmesi için sıcak çorbayı derin bir tabağa koydu.
وَضَعَتِ الْأُمُّ الْحَسَاءَ السَّاخِنَ فِي صَحْفَةٍ عَمِيقَةٍ لِيَتَمَكَّنَ الْأَطْفَالُ مِنْ تَنَاوُلِهِ بِسُهُولَةٍ.
Anne, çocukların kolayca yiyebilmesi için sıcak çorbayı derin bir tabağa koydu.
أُحِبُّ أَنْ أَتَنَاوَلَ الزَّبَادِيَ مَعَ الْفَوَاكِهِ الطَّازَجَةِ فِي صَحْفَةٍ صَغِيرَةٍ عَلَى الْإِفْطَارِ.
Kahvaltıda küçük bir kasede taze meyvelerle yoğurt yemeyi severim.