صَحْن

صُحُون

قَدَّمَ النَّادِلُ صَحْنَ الْحَسَاءِ السَّاخِنِ لِلزَّبُونِ الْمُرْتَجِفِ مِنَ الْبَرْدِ.

Garson, soğuktan titreyen müşteriye sıcak çorba tabağını sundu.

أَعَدَّتْ أُمِّي صَحْنَ الْكَبْسَةِ اللَّذِيذَةِ بِمُنَاسَبَةِ زِيَارَةِ الْأَقَارِبِ.

Annem akraba ziyareti vesilesiyle lezzetli bir kebse yemeği hazırladı.

أُحِبُّ أَنْ أَتَنَاوَلَ صَحْنًا مِنَ الفَوَاكِهِ الطَّازَجَةِ بَعْدَ وَجْبَةِ الغَدَاءِ.

Öğle yemeğinden sonra bir kase taze meyve yemeyi severim.

Ayrıca: avlu

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler