أَدَّى الصِّرَاعُ السِّيَاسِيُّ إِلَى انْقِسَامٍ حَادٍّ فِي الْمُجْتَمَعِ.
Siyasi çatışma toplumda keskin bir bölünmeye yol açtı.
أَدَّى الصِّرَاعُ السِّيَاسِيُّ إِلَى انْقِسَامٍ حَادٍّ فِي الْمُجْتَمَعِ.
Siyasi çatışma toplumda keskin bir bölünmeye yol açtı.
كَانَ الصِّرَاعُ مِنْ أَجْلِ الْبَقَاءِ قَاسِيًا فِي تِلْكَ الظُّرُوفِ.
O koşullarda hayatta kalma mücadelesi acımasızdı.
هُنَاكَ صِرَاعٌ دَائِمٌ بَيْنَ الْخَيْرِ وَالشَّرِّ.
İyilik ve kötülük arasında sürekli bir çekişme vardır.
savaş, savaşma, savaşım, boğuşma