صَرَّرَ

صَرَّتِ الْأُمُّ الْحَقِيبَةَ بِإِحْكَامٍ قَبْلَ السَّفَرِ.

Anne seyahatten önce çantayı sıkıca bağladı.

صَرَّ الْوَلَدُ يَدَهُ بِغَضَبٍ شَدِيدٍ.

Çocuk elini büyük bir öfkeyle sıktı.

صَرَّ الْعَامِلُ الْحَبْلَ حَوْلَ الصُّنْدُوقِ.

İşçi ipi kutunun etrafına düğümledi.

İlişkili Kelimeler