وَقَفَ الطُّلَّابُ فِي صَفٍّ وَاحِدٍ مُنْتَظِمٍ اسْتِعْدَادًا لِدُخُولِ الْفَصْلِ الدِّرَاسِيِّ.
Öğrenciler, sınıfa girmek için düzenli bir sıra halinde durdular.
وَقَفَ الطُّلَّابُ فِي صَفٍّ وَاحِدٍ مُنْتَظِمٍ اسْتِعْدَادًا لِدُخُولِ الْفَصْلِ الدِّرَاسِيِّ.
Öğrenciler, sınıfa girmek için düzenli bir sıra halinde durdular.
يُوجَدُ فِي هَذَا الصَّفِّ ثَلَاثُونَ طَالِبًا.
Bu sınıfta otuz öğrenci var.
وَقَفَ الطُّلَّابُ فِي صَفٍّ طَوِيلٍ أَمَامَ الْبَابِ.
Öğrenciler kapının önünde uzun bir dizi oluşturup durdular.
Ayrıca: saf
صَفَّ الْمُعَلِّمُ الطُّلَّابَ حَسَبَ طُولِهِمْ.
Öğretmen öğrencileri boylarına göre sıraya dizdi.
hizalamak, dizmek