يَحْتَاجُ الْخَشَبُ إِلَى صَقْلٍ قَبْلَ الطِّلَاءِ.
Ahşap boyanmadan önce perdahlanmaya ihtiyaç duyar.
يَحْتَاجُ الْخَشَبُ إِلَى صَقْلٍ قَبْلَ الطِّلَاءِ.
Ahşap boyanmadan önce perdahlanmaya ihtiyaç duyar.
aharlama, açkı, açkılama, açkılanma, apre, apreleme, cilalanma, keskinleştirme, kadifeleşme, kadifeleştirme, yontulma, parlatma, parıldatma, saykallama, perdah, perdahlanma, polisaj, taşlanma, pürüzleme, törpületme, yonulma, ponzalanma, sistireleme, kalandır
يَسْعَى الْإِنْسَانُ إِلَى صَقْلِ مَهَارَاتِهِ بِاسْتِمْرَارٍ.
İnsan sürekli olarak becerilerini geliştirmeye çalışır.
يَقُومُ الصَّائِغُ بِصَقْلِ الذَّهَبِ لِيَجْعَلَهُ لَامِعًا.
Kuyumcu altını parlatarak parlak hale getirir.
يَجِبُ صَقْلُ الْحَجَرِ قَبْلَ اسْتِخْدَامِهِ فِي الْبِنَاءِ.
Taş, inşaatta kullanılmadan önce cilalanmalıdır.
kılağısını almak, perdah vurmak, aharlamak, eğelemek, açkılamak, aprelemek, cilalanmak, kadifeleştirmek, yontulmak, yonulmak, parıldatmak, mührelemek, saykallamak, taşlamak, taşlanmak, ponzalanmak, planyalamak, sistirelemek, pürüzlemek, yonmak, perdahlamak, perdahlanmak