سَمِعْتُ فِي اللَّيْلِ صَوْتَ أُمِّي وَهِيَ تَتَكَلَّمُ مَعَ جَارَتِنَا فِي الْمَطْبَخِ.
Gece annemin mutfakta komşumuzla konuşurken sesini duydum.
سَمِعْتُ فِي اللَّيْلِ صَوْتَ أُمِّي وَهِيَ تَتَكَلَّمُ مَعَ جَارَتِنَا فِي الْمَطْبَخِ.
Gece annemin mutfakta komşumuzla konuşurken sesini duydum.
لِكُلِّ مُوَاطِنٍ الْحَقُّ فِي الْإِدْلَاءِ بِصَوْتِهِ فِي الِانْتِخَابَاتِ
Her vatandaşın seçimlerde oy kullanma hakkı vardır.
الِاسْتِمَاعُ إِلَى صَوْتِ الْأَمْوَاجِ أَثْنَاءَ الْجُلُوسِ عَلَى شَاطِئِ الْبَحْرِ مُرِيحٌ لِلْغَايَةِ.
Deniz kenarında otururken dalgaların sedasını dinlemek çok huzur verici.
Ayrıca: rey
avaz, neva, sada, tını, avaze
التَّصْوِيتُ فِي الِانْتِخَابَاتِ هُوَ أَحَدُ أَهَمِّ وَاجِبَاتِ كُلِّ مُوَاطِنٍ.
Seçimlerde rey vermek her vatandaşın en önemli görevlerinden biridir.
ses çıkarmak