كَانَتْ هُنَاكَ شَجَرَةٌ ضَخْمَةٌ فِي الْحَدِيقَةِ، يُغَطِّي ظِلُّهَا الْمَنْزِلَ بِأَكْمَلِهِ.
Bahçede kocaman bir ağaç vardı, gölgesi tüm evi kaplıyordu.
كَانَتْ هُنَاكَ شَجَرَةٌ ضَخْمَةٌ فِي الْحَدِيقَةِ، يُغَطِّي ظِلُّهَا الْمَنْزِلَ بِأَكْمَلِهِ.
Bahçede kocaman bir ağaç vardı, gölgesi tüm evi kaplıyordu.
شَاهَدْنَا تِمْثَالًا ضَخْمًا فِي الْمَتْحَفِ أَثَارَ إِعْجَابَ الْجَمِيعِ.
Müzede herkesi etkileyen devasa bir heykel gördük.
اشْتَرَى الرَّجُلُ سَيَّارَةً ضَخْمَةً تَتَّسِعُ لِجَمِيعِ أَفْرَادِ عَائِلَتِهِ.
Adam, tüm ailesini alabilecek büyük bir araba satın aldı.
Ayrıca: iri
dev, dev gibi, ada gibi, koca koca, muazzam, eşek kadar, canavar gibi, fil gibi, iri iri, tosun gibi, koskoca, hacimli, battal, battal boy, astronomik, hantal, balaban, anıtsal, iri kıyım, masif, tokmak gibi, dibek gibi, harar gibi, azman, devce, kallavi, mefret, kazulet, oylumlu, lenduha, külliyetli, sarman, şeddadi, kalıplıca, cesametli, cesim, abidevi, kunt, oylumluca
ضَخَّمَتِ الشَّرِكَةُ أَرْبَاحَهَا بِفَضْلِ اسْتِرَاتِيجِيَّاتِ التَّسْوِيقِ الْجَدِيدَةِ.
Şirket, yeni pazarlama stratejileri sayesinde kârını büyüttü.
dramatize etmek, mübalağa etmek, tumturak yapmak, tezyit etmek, devleştirmek, köpürtmek, kabartmak, fazlalaştırmak, izam etmek, büyültmek, olaylaştırmak, dramatikleştirmek