طَبَعَتْ دَارُ النَّشْرِ الْكِتَابَ الْجَدِيدَ بَعْدَ مُرَاجَعَتِهِ وَتَدْقِيقِهِ.
Yayınevi, gözden geçirip düzelttikten sonra yeni kitabı bastı.
طَبَعَتْ دَارُ النَّشْرِ الْكِتَابَ الْجَدِيدَ بَعْدَ مُرَاجَعَتِهِ وَتَدْقِيقِهِ.
Yayınevi, gözden geçirip düzelttikten sonra yeni kitabı bastı.
بَعْدَ إِعْدَادِ التَّقْرِيرِ، أَعْطَيْتُهُ لِلْمُدِيرِ لِتَوْقِيعِهِ ثُمَّ أَعْطَيْتُهُ لِلسِّكْرِتِيرَةِ لِطِبَاعَتِهِ.
Raporu hazırladıktan sonra, müdüre imzalatıp sekretere yazdırmak için verdim.
tabetmek, ıstampalamak, damgalamak, yaratmak
تَأَخَّرَ طَبْعُ الْكِتَابِ بِسَبَبِ مُشْكِلَةٍ فِي الْمَطْبَعَةِ.
Matbaadaki bir sorun nedeniyle kitabın baskısı gecikti.
إِنَّ أَبْرَزَ طِبَاعِهَا هُوَ أَنَّهَا دَائِمًا مُتَعَاوِنَةٌ.
Onun en belirgin huyu, her zaman yardımsever olmasıdır.
karakter, damar, tab, mizaç, basılma, seciye, tabetme, ıstampalama, tabolunma, tabedilme, meşrep
doğallaştırmak