تَسَبَّبَ طَفْحُ الْمَاءِ فِي القِدْرِ فِي تَلْطِيخِ المَوْقِدِ.

Tenceredeki suyun taşması, ocağı kirletti.

ظَهَرَ طَفْحٌ جِلْدِيٌّ عَلَى ذِرَاعِهِ.

Kolunda deri döküntüsü çıktı.

طَفَحَ

يَطْفَحُ، طَفْح