طَلَى

يَطْلِي، طَلْي
Aynı yazılan 1 kelime daha

قَرَّرْتُ أَنْ أَطْلِيَ جُدْرانَ غُرْفَةِ الْمَعيشَةِ بِلَوْنٍ جَديدٍ.

Oturma odasının duvarlarını yeni bir renge boyamaya karar verdim.

يَجِبُ أَنْ نَطْلِيَ الْخَشَبَ لِحِمايَتِهِ مِنَ الرُّطوبَةِ.

Ahşabı nemden korumak için verniklemeliyiz.

طَلَى الْجُرْحَ بِالْمَرْهَمِ.

Yaraya merhem sürdü.

طَلًا

أَطْلِيَة

رَأَيْتُ طَلاً صَغِيرًا بِجانِبِ أُمِّهِ.

Annesinin yanında küçük bir yavru ceylan gördüm.