الطَّمَعُ صِفَةٌ سَيِّئَةٌ يَجِبُ تَجَنُّبُهَا.
Açgözlülük kaçınılması gereken kötü bir özelliktir.
الطَّمَعُ صِفَةٌ سَيِّئَةٌ يَجِبُ تَجَنُّبُهَا.
Açgözlülük kaçınılması gereken kötü bir özelliktir.
القَنَاعَةُ خَيْرٌ مِنَ الطَّمَعِ.
Kanaatkarlık tamahtan iyidir.
الطَّمَعُ الزَّائِدُ يُؤَدِّي إِلَى النَّدَمِ.
Aşırı hırs pişmanlığa yol açar.
gözü açlık, tamahkârlık, açgözlük, kanaatsizlik, gözü doymazlık, muhterislik, kanmazlık, harislik
عَلَى الرَّغْمِ مِنْ أَنَّهُ يَمْلِكُ الكَثِيرَ مِنَ المَالِ، إِلَّا أَنَّهُ لَا يَزَالُ لَا يَتَوَقَّفُ عَنِ الطَّمَعِ.
O kadar çok parası olmasına rağmen hala tamahkârlık etmekten vazgeçmiyor.
طَمِعَ اللِّصُّ فِي مَالِ جَارِهِ.
Hırsız komşusunun malına göz dikti.
طَمَّعَنِي الْمُدِيرُ بِزِيَادَةِ الرَّاتِبِ.
Müdür beni maaş zammı konusunda ümitlendirdi.