لَيْسَ مِنَ الصَّوَابِ أَنْ تَطْمَعَ فِي حَدِيقَةِ الْجِيرَانِ، لِكُلِّ شَخْصٍ مِسَاحَتُهُ الْخَاصَّةُ.
Komşunun bahçesine göz dikmek doğru değil, herkesin özel alanı var.
لَيْسَ مِنَ الصَّوَابِ أَنْ تَطْمَعَ فِي حَدِيقَةِ الْجِيرَانِ، لِكُلِّ شَخْصٍ مِسَاحَتُهُ الْخَاصَّةُ.
Komşunun bahçesine göz dikmek doğru değil, herkesin özel alanı var.
وَضَعَ عَيْنَهُ عَلَى السَّيَّارَةِ الْجَدِيدَةِ مُنْذُ أَشْهُرٍ.
Aylardır yeni arabaya göz dikmişti.
الرَّجُلُ يَتَطَلَّعُ إِلَى الْحُصُولِ عَلَى جَمِيعِ أَسْهُمِ الشَّرِكَةِ.
Adam, şirketin tüm hisselerine göz dikmiş durumda.