اشْتَرَيْتُ طَوْقاً جَدِيداً لِكَلْبِي، يَبْدُو أَنِيقاً جِدّاً وَيُمْكِنُنَا التَّجَوُّلُ بِسُهُولَةٍ.
Köpeğime yeni bir tasma aldım, çok şık duruyor ve rahatça gezebiliyoruz.
اشْتَرَيْتُ طَوْقاً جَدِيداً لِكَلْبِي، يَبْدُو أَنِيقاً جِدّاً وَيُمْكِنُنَا التَّجَوُّلُ بِسُهُولَةٍ.
Köpeğime yeni bir tasma aldım, çok şık duruyor ve rahatça gezebiliyoruz.
رَمَى البَحَّارُ طَوْقَ النَّجَاةِ إِلَى الغَرِيقِ.
Denizci boğulmakta olana can simidi attı.
halka, yaka, bilezik, kasnak, gerdanlık, kılade, yakalık, hulahop
طَوَّقَتِ الشُّرْطَةُ الْمَبْنَى لِمَنْعِ الْمُشْتَبَهِ بِهِمْ مِنَ الْهُرُوبِ.
Polis, şüphelilerin kaçmasını önlemek için binayı kuşattı.
طَوَّقَتِ الْأَشْجَارُ الْكَثِيفَةُ الْقَرْيَةَ الصَّغِيرَةَ.
Yoğun ağaçlar küçük köyü çevreledi.
طَوَّقَتِ الأُمُّ طِفْلَهَا بِذِرَاعَيْهَا.
Anne çocuğunu kollarıyla sardı.
kuşaklamak, çemberlemek, kasnaklamak