يَجِبُ أَنْ نَفْهَمَ الظُّرُوفَ الْمُحِيطَةَ بِالْحَادِثِ قَبْلَ الْحُكْمِ.
Yargılamadan önce kazayla ilgili durumları anlamalıyız.
يَجِبُ أَنْ نَفْهَمَ الظُّرُوفَ الْمُحِيطَةَ بِالْحَادِثِ قَبْلَ الْحُكْمِ.
Yargılamadan önce kazayla ilgili durumları anlamalıyız.
وَضَعْتُ الرِّسَالَةَ فِي الظَّرْفِ وَأَرْسَلْتُهَا بِالْبَرِيدِ.
Mektubu zarfa koydum ve postayla gönderdim.
الظُّرُوفُ الِاقْتِصَادِيَّةُ الصَّعْبَةُ تُؤَثِّرُ عَلَى حَيَاةِ النَّاسِ.
Zor ekonomik koşullar insanların hayatını etkiliyor.
Ayrıca: hal
hâlet, konjonktür