durum

وَضْع — أَوْضَاع

الْوَضْعُ فِي الْمَدِينَةِ لَيْسَ جَيِّدًا هَذَا الْأُسْبُوعَ بِسَبَبِ الْمَطَرِ الْكَثِيرِ.

Yağmur çok yağdığı için bu hafta şehirdeki durum iyi değil.

حَالَةُ المَرِيضِ مُسْتَقِرَّةٌ، لَكِنَّهُ لَا يَزَالُ فِي العِنَايَةِ المُرَكَّزَةِ.

Hastanın durumu stabil, ancak hala yoğun bakımda.

ظَرْف — ظُرُوف

يَجِبُ أَنْ نَدْعَمَ بَعْضُنَا البَعْضَ فِي هَذَا الظَّرْفِ الصَّعْبِ.

Bu zor durumda birbirimize destek olmalıyız.

Ayrıca: حَال، وَضْعِيَّة

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler