مَوْقِف — مَوَاقِف
نَحْنُ لَا نَعْرِفُ مَاذَا نَفْعَلُ فِي هَذَا الْمَوْقِفِ.
Bu vaziyette ne yapacağımızı bilmiyoruz.
نَحْنُ لَا نَعْرِفُ مَاذَا نَفْعَلُ فِي هَذَا الْمَوْقِفِ.
Bu vaziyette ne yapacağımızı bilmiyoruz.
الْوَضْعِيَّةُ الْأَمْنِيَّةُ فِي الْمِنْطَقَةِ تَتَطَلَّبُ مِنَّا الْيَقَظَةَ وَالْحَذَرَ الشَّدِيدَيْنِ لِتَجَنُّبِ أَيِّ مَخَاطِرَ.
Bölgedeki güvenlik vaziyeti, herhangi bir riski önlemek için bizden uyanık ve son derece dikkatli olmamızı gerektiriyor.
الْوَضْعُ الِاقْتِصَادِيُّ يَزْدَادُ سُوءاً يَوْماً بَعْدَ يَوْمٍ.
Ekonomik vaziyet her geçen gün daha da kötüleşiyor.
Ayrıca: حَالَة