ظَفِرَ الفَرِيقُ بِالكَأْسِ.
Takım kupayı kazandı.
ظَفِرَ الفَرِيقُ بِالكَأْسِ.
Takım kupayı kazandı.
قَصَصْتُ ظُفُرِي لِأَنَّهُ كَانَ طَوِيلًا.
Tırnağımı kestim çünkü uzundu.
احْتَفَلَ الفَرِيقُ بِالظَّفَرِ فِي المُبَارَاةِ.
Takım maçtaki zaferi kutladı.
muzafferiyet