كَانَ الرَّجُلُ الْعَابِدُ يَقْضِي مُعْظَمَ وَقْتِهِ فِي الْمَسْجِدِ.
İbadet eden adam vaktinin çoğunu camide geçiriyordu.
كَانَ الرَّجُلُ الْعَابِدُ يَقْضِي مُعْظَمَ وَقْتِهِ فِي الْمَسْجِدِ.
İbadet eden adam vaktinin çoğunu camide geçiriyordu.
الْمَرْأَةُ الْعَابِدَةُ تُحَافِظُ عَلَى صَلَاتِهَا فِي وَقْتِهَا.
Dindar kadın namazlarını vaktinde kılar.
zahit