فِي الْمَاضِي كَانَ النَّاسُ يَشْتَرُونَ الْعَبْدَ فِي السُّوقِ، وَكَانَ يَعْمَلُ لِسَيِّدِهِ طَوَالَ الْيَوْمِ بِلَا أُجْرَةٍ.
Geçmişte insanlar pazarda köle satın alırdı, köle de efendisi için bütün gün parasız çalışırdı.
فِي الْمَاضِي كَانَ النَّاسُ يَشْتَرُونَ الْعَبْدَ فِي السُّوقِ، وَكَانَ يَعْمَلُ لِسَيِّدِهِ طَوَالَ الْيَوْمِ بِلَا أُجْرَةٍ.
Geçmişte insanlar pazarda köle satın alırdı, köle de efendisi için bütün gün parasız çalışırdı.
الْمُسْلِمُ الْحَقُّ هُوَ عَبْدٌ لِلَّهِ مُطِيعٌ لِأَوَامِرِهِ.
Gerçek bir Müslüman, Allah'ın emirlerine itaat eden bir kuldur.
forsa, çaker
كَانَ الْمِصْرِيُّونَ الْقُدَمَاءُ يَعْبُدُونَ الشَّمْسَ.
Eski Mısırlılar, güneşe tapınırlardı.
كَانَ النَّاسُ فِي هَذِهِ الْمَدِينَةِ الْقَدِيمَةِ يَعْبُدُونَ الشَّمْسَ وَيَذْهَبُونَ إِلَى الْمَعْبَدِ كُلَّ صَبَاحٍ.
Bu eski şehirdeki insanlar Güneş'e tapar ve her sabah tapınağa giderdi.
بَدَأَتِ الْبَلَدِيَّةُ مَشْرُوعًا لِتَعْبِيدِ الشَّوَارِعِ الرَّئِيسِيَّةِ.
Belediye, ana caddeleri asfaltlamak için bir proje başlattı.
düzeltmek