لَا يَجُوزُ لِأَحَدٍ أَنْ يُعَذِّبَ إِنْسَانًا آخَرَ بِأَيِّ شَكْلٍ مِنَ الْأَشْكَالِ.
Hiç kimse başka bir insana herhangi bir şekilde işkence edemez.
لَا يَجُوزُ لِأَحَدٍ أَنْ يُعَذِّبَ إِنْسَانًا آخَرَ بِأَيِّ شَكْلٍ مِنَ الْأَشْكَالِ.
Hiç kimse başka bir insana herhangi bir şekilde işkence edemez.
cefa etmek, eza cefa etmek, süründürmek
شَرِبْتُ مَاءً عَذْبًا مِنَ النَّهْرِ بَعْدَ يَوْمٍ طَوِيلٍ مِنَ الْعَمَلِ.
Uzun bir iş gününden sonra nehirden tatlı su içtim.
كَانَتْ كَلِمَاتُهُ عَذْبَةً وَمُؤَثِّرَةً فِي قُلُوبِ الْحَاضِرِينَ.
Sözleri hoş ve dinleyicilerin kalplerinde etkiliydi.