نَحْنُ نَعِيشُ فِي عَصْرِ التِّكْنُولُوجْيَا وَالتَّقَدُّمِ الْعِلْمِيِّ السَّرِيعِ.
Biz teknoloji ve hızlı bilimsel ilerleme çağında yaşıyoruz.
نَحْنُ نَعِيشُ فِي عَصْرِ التِّكْنُولُوجْيَا وَالتَّقَدُّمِ الْعِلْمِيِّ السَّرِيعِ.
Biz teknoloji ve hızlı bilimsel ilerleme çağında yaşıyoruz.
كَانَ الْعَصْرُ الذَّهَبِيُّ لِلْإِسْلَامِ مَلِيئاً بِالْإِنْجَازَاتِ الْعَظِيمَةِ فِي مُخْتَلِفِ الْمَجَالَاتِ.
İslam'ın altın çağı çeşitli alanlarda büyük başarılarla doluydu.
يُسَمَّى هَذَا الْعَصْرُ بِعَصْرِ الْمَعْلُومَاتِ.
Bu asır, bilgi çağı olarak adlandırılıyor.
Ayrıca: ikindi (vakti)
kurun
عَصَرَ أَبِي الْبُرْتُقَالَ فِي الْمَطْبَخِ وَشَرِبْنَا الْعَصِيرَ كُلُّنَا مَعًا.
Babam mutfakta portakalı sıktı ve hepimiz suyunu birlikte içtik.
بَعْدَ غَسْلِ الْمَلَابِسِ فِي الْحَمَّامِ، عَصَرَتْ أُمِّي الْقَمِيصَ الْمُبَلَّلَ بِيَدَيْهَا.
Çamaşırları banyoda yıkadıktan sonra annem ıslak gömleği elleriyle burdu.