عَضَّ الْكَلْبُ الْغَرِيبُ الطِّفْلَ الصَّغِيرَ فِي سَاقِهِ.
Yabancı köpek, küçük çocuğu bacağından ısırdı.
عَضَّ الْكَلْبُ الْغَرِيبُ الطِّفْلَ الصَّغِيرَ فِي سَاقِهِ.
Yabancı köpek, küçük çocuğu bacağından ısırdı.
عَضَّ الطِّفْلُ التُّفَّاحَةَ بِشَرَاهَةٍ لِأَنَّهُ كَانَ جَائِعاً جِدّاً.
Çocuk, çok aç olduğu için elmayı iştahla dişledi.
dişine vurmak
نَتِيجَةَ عَضِّ الْكَلْبِ، تَشَكَّلَ جُرْحٌ عَمِيقٌ فِي ذِرَاعِهِ.
Köpeğin dişlemesi sonucu kolunda derin bir yara oluştu.
ısırılma, ısırma