عَطِيَ

عُطِيَ الْأَبُ ابْنَهُ هَدِيَّةً بِمُنَاسَبَةِ تَخَرُّجِهِ مِنَ الْجَامِعَةِ.

Baba, oğluna üniversiteden mezuniyeti vesilesiyle bir hediye verdi.

عُطِيَ اللهُ الْإِنْسَانَ نِعْمَةَ الْعَقْلِ لِيُفَكِّرَ وَيَتَدَبَّرَ.

Allah, insana düşünmesi ve tefekkür etmesi için akıl nimeti ihsan etti.

عَطِيَ الكَرِيمُ الفَقِيرَ مَالاً لِيُسَاعِدَهُ فِي قَضَاءِ حَاجَتِهِ.

Cömert adam, fakire ihtiyacını gidermesine yardımcı olmak için para bağışladı.

İlişkili Kelimeler