طَلَبَ السَّجِينُ الْعَفْوَ مِنَ الرَّئِيسِ بَعْدَ قَضَاءِ سَنَوَاتٍ فِي السِّجْنِ.
Mahkum, hapiste yıllar geçirdikten sonra başkandan af istedi.
طَلَبَ السَّجِينُ الْعَفْوَ مِنَ الرَّئِيسِ بَعْدَ قَضَاءِ سَنَوَاتٍ فِي السِّجْنِ.
Mahkum, hapiste yıllar geçirdikten sonra başkandan af istedi.
الْعَفْوُ عِنْدَ الْمَقْدِرَةِ مِنْ شِيَمِ الْكِرَامِ.
Güçlüyken bağışlamak asil insanların özelliğidir.
يَجِبُ أَنْ نَتَعَامَلَ مَعَ بَعْضِنَا الْبَعْضِ بِعَفْوٍ وَتَسَامُحٍ فِي الْمُجْتَمَعِ
Toplumda birbirimize hoşgörü ve anlayışla yaklaşmalıyız
helallik, bağışlanma, affedilme, affetme, affeyleme, affolunma, affediş