تَمَّ تَوْقِيعُ الْعَقْدِ بَيْنَ الشَّرِكَتَيْنِ بِحُضُورِ الْمُحَامِينَ.
Sözleşme, avukatların huzurunda iki şirket arasında imzalandı.
تَمَّ تَوْقِيعُ الْعَقْدِ بَيْنَ الشَّرِكَتَيْنِ بِحُضُورِ الْمُحَامِينَ.
Sözleşme, avukatların huzurunda iki şirket arasında imzalandı.
وَقَّعْنَا عَقْداً مَعَ البَنْكِ لِشِرَاءِ مَنْزِلٍ جَدِيدٍ.
Yeni bir ev satın almak için bankayla bir kontrat imzaladık.
وَقَّعَتْ شَرِكَتُنَا عَقْدًا جَدِيدًا.
Şirketimiz yeni bir mukavele imzaladı.
akit, düğümleme, akdedilme, akdetme, bağıt, ilmekleme, ilmikleme
عَقَدَ الْمُدِيرُ اجْتِمَاعًا مَعَ الْمُوَظَّفِينَ صَبَاحَ الْيَوْمِ.
Müdür bu sabah çalışanlarla bir toplantı yaptı.
عَقَدَتِ الشَّرِكَتَانِ اتِّفَاقًا لِلتَّعَاوُنِ فِي مَجَالِ التَّعْلِيمِ.
İki şirket eğitim alanında bir iş birliği anlaşması yaptı.
عَقَدَ الْعَامِلُ الْحَبْلَ بِإِحْكَامٍ.
İşçi ipi sıkıca düğümledi.
عَقَدَ الْأَهَالِي آمَالًا كَبِيرَةً عَلَى الْمَدْرَسَةِ الْجَدِيدَةِ.
Mahalle sakinleri yeni okula büyük umutlar bağladı.
düğmek, ilmeklemek
تَغَيَّرَتِ الْمَدِينَةُ كَثِيرًا خِلَالَ عِقْدٍ وَاحِدٍ.
Şehir tek bir on yıl içinde çok değişti.
اشْتَرَتْ أُمِّي عِقْدًا جَمِيلًا مِنَ السُّوقِ.
Annem çarşıdan güzel bir kolye aldı.
gerdanlık, kılade
لَا تُعَقِّدِ الْمَسْأَلَةَ أَكْثَرَ مِنْ ذَلِكَ.
Meseleyi bundan fazla karmaşıklaştırma.
güçleştirmek, çetrefilleştirmek, zorlaştırmak