غُبْرَة

غُبَر

كَانَتْ هُنَاكَ غُبْرَةٌ عَلَى الطَّاوِلَةِ.

Masada bir toz lekesi vardı.

رَأَيْتُ غُبْرَةً تَطْفُو فِي ضَوْءِ الشَّمْسِ.

Güneş ışığında yüzen bir toz zerresi gördüm.