غَرَسَ الْفَلَّاحُ الشَّتْلَاتِ الصَّغِيرَةَ فِي الْحَقْلِ بَعْدَ تَجْهِيزِ الْأَرْضِ.
Çiftçi, toprağı hazırladıktan sonra tarlaya küçük fideleri dikti.
غَرَسَ الْفَلَّاحُ الشَّتْلَاتِ الصَّغِيرَةَ فِي الْحَقْلِ بَعْدَ تَجْهِيزِ الْأَرْضِ.
Çiftçi, toprağı hazırladıktan sonra tarlaya küçük fideleri dikti.
غَرَسَ الْبُذُورَ فِي التُّرْبَةِ الرَّطْبَةِ لِضَمَانِ نُمُوِّهَا بِشَكْلٍ جَيِّدٍ.
Tohumların iyi büyümesini sağlamak için nemli toprağa ekti.
غَرَسَ الطَّبِيبُ الْأَمَلَ فِي قَلْبِ الْمَرِيضِ بَعْدَ الْعَمَلِيَّةِ الْجِرَاحِيَّةِ النَّاجِحَةِ.
Doktor, başarılı ameliyattan sonra hastanın kalbine umut aşıladı.
fidelemek, çakılmak
يُسَاهِمُ الْغَرْسُ فِي زِيَادَةِ الْمِسَاحَاتِ الْخَضْرَاءِ.
Ekim, yeşil alanların artmasına katkıda bulunur.
dikim, dikilme, kökertme, ekiliş, benimsettirme, saplatma, ekilme, çakılma