غَضَّ بَصَرَهُ عَنِ الْمَنَاظِرِ الْمُحَرَّمَةِ فِي الشَّارِعِ.
Sokaktaki haram manzaralardan gözünü indirdi.
غَضَّ بَصَرَهُ عَنِ الْمَنَاظِرِ الْمُحَرَّمَةِ فِي الشَّارِعِ.
Sokaktaki haram manzaralardan gözünü indirdi.
غَضَّ المُدِيرُ النَّظَرَ عَنْ خَطَئِهِ.
Müdür onun hatasına göz yumdu.
كَانَتْ مِثْلَ غُصْنٍ غَضٍّ، بَدَأَتِ الْحَيَاةَ لِلتَّوِّ.
Gencecik bir fidan gibiydi, hayata yeni başlamıştı.
tıfıl, taze, körpe