غَلَى الْمَاءُ فِي الْإِبْرِيقِ بَعْدَ دَقَائِقَ.
Çaydanlıktaki su birkaç dakika sonra kaynadı.
غَلَى الْمَاءُ فِي الْإِبْرِيقِ بَعْدَ دَقَائِقَ.
Çaydanlıktaki su birkaç dakika sonra kaynadı.
غَلَى الدَّمُ فِي عُرُوقِهِ مِنْ شِدَّةِ الْغَضَبِ.
Öfkeden kanı kaynadı.
fıkırdamak
غَلَّتْ أُخْتِي الْمَاءَ لِتَصْنَعَ الشَّايَ.
Kız kardeşim çay yapmak için suyu kaynattı.