kaynamak

بَدَأَ الْمَاءُ فِي الْغَلَيَانِ فِي الْغَلَّايَةِ.

Su çaydanlıkta kaynamaya başladı.

فَاضَ الْحَلِيبُ فِي الْقِدْرِ أَثْنَاءَ غَلَيَانِهِ.

Tenceredeki süt kaynarken taştı.

Ayrıca: تَأَجَّجَ

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler