وَضَعَ الْفَارِسُ سَيْفَهُ فِي الْغِمْدِ بَعْدَ انْتِهَاءِ الْمَعْرَكَةِ.
Şövalye, savaş bittikten sonra kılıcını kılıfına koydu.
وَضَعَ الْفَارِسُ سَيْفَهُ فِي الْغِمْدِ بَعْدَ انْتِهَاءِ الْمَعْرَكَةِ.
Şövalye, savaş bittikten sonra kılıcını kılıfına koydu.
أَخْرَجَ سَيْفَهُ مِنْ غِمْدِهِ وَهَاجَمَ الْعَدُوَّ.
Kılıcını kınından çıkarıp düşmana saldırdı.