يَزِيدُ الْغُمُوضُ مِنْ جَاذِبِيَّةِ هَذِهِ الْقِصَّةِ.
Gizem, bu hikayenin çekiciliğini artırıyor.
يَزِيدُ الْغُمُوضُ مِنْ جَاذِبِيَّةِ هَذِهِ الْقِصَّةِ.
Gizem, bu hikayenin çekiciliğini artırıyor.
هُنَاكَ غُمُوضٌ كَبِيرٌ يُحِيطُ بِمُسْتَقْبَلِ الشَّرِكَةِ بَعْدَ الْأَزْمَةِ الْمَالِيَّةِ الْأَخِيرَةِ.
Son mali krizden sonra şirketin geleceği hakkında büyük bir belirsizlik var.
تَتَّسِمُ تَصْرِيحَاتُ السِّيَاسِيِّينَ بِالْغُمُوضِ فِي كَثِيرٍ مِنَ الْأَحْيَانِ.
Politikacıların açıklamaları çoğu zaman muğlaklıkla karakterizedir.
karanlık, sır, belli belirsizlik, muamma, belgisizlik, bulanıklık, esrarengizlik, muammalık, iki anlamlılık, ipham, kapalılık, müphemiyet, müphemlik, saydamsızlık, vuzuhsuzluk, esrarlılık, belirsizleşme, gizemlilik, adsızlık, anlaşılmazlık, belirtisizlik, bilinmezlik, örtüklük, raz, kesinsizlik, gizemsellik, gayrimuayyenlik, mistiklik