لَا يُوجَدُ حَلٌّ غَيْرُ هَذَا لِهَذِهِ الْمُشْكِلَةِ الْمُعَقَّدَةِ.
Bu karmaşık sorun için bundan başka bir çözüm yoktur.
لَا يُوجَدُ حَلٌّ غَيْرُ هَذَا لِهَذِهِ الْمُشْكِلَةِ الْمُعَقَّدَةِ.
Bu karmaşık sorun için bundan başka bir çözüm yoktur.
هَذَا الْعَمَلُ غَيْرُ قَانُونِيٍّ وَيُعَاقِبُ عَلَيْهِ الْقَانُونُ.
Bu iş gayri yasaldır ve kanunla cezalandırılır.
رَأْيِي غَيْرُ رَأْيِكَ فِي هَذَا الْمَوْضُوعِ.
Bu konuda benim fikrim seninkinden farklı.
değil, diğer, başkası, gayrı, gayr
يَجِبُ أَنْ نُغَيِّرَ خُطَطَنَا بِسَبَبِ الظُّرُوفِ الْجَدِيدَةِ.
Yeni koşullar nedeniyle planlarımızı değiştirmeliyiz.
tahvil etmek, tağyir etmek, tebdil etmek, başkalaştırmak